Читать книгу Öldürmeden Önce - Блейк Пирс - Страница 3

GIRIŞ

Оглавление

Başka bir zaman olsa, mısır tarlasının üzerine vuran şafağın ilk ışıkları ona harika görünebilirdi. Yumuşak altın rengindeki günün ilk ışıltılarının, mısır saplarının üzerinde dans edişini izledi ve sahip olduğu her şeyle bu manzaranın içindeki güzelliği görebilmeye çalıştı.

Dikkatini başka bir şeye vermek zorundaydı, aksi takdirde acı dayanılmaz olabilirdi.

Başından neredeyse bir metre yukarıda sonlanan kocaman, tahtadan bir direğe bağlanmıştı. Elleri direğin arkasında birleşiyordu ve birbirine bağlanmıştı. Üzerinde sadece siyah bir iç çamaşırı ve harika göğüslerini birbirine yaklaştırıp, havaya kaldıran bir sütyen vardı. Çalıştığı striptiz kulübünde ona en çok bahşiş kazandıran, göğüslerini otuz dört yaşında iki çocuk annesi bir kadındansa yirmi bir yaşında bir kadının göğüsleri gibi gösteren sütyen.

Direk, sürtünmeden sıyrıklarla dolan çıplak sırtının ardında yükseliyordu. Fakat çektiği acı, koyu, ürkütücü sesli adamın bıraktığı korku kadar şiddetli değildi.

Arkasında yürüdüğünü duyunca gerildi, adım sesleri mısır tarlasının sessizliğinde yavaşça yaklaşıyordu. Solgun bir ses daha vardı. Bir şeyler sürüklüyordu. Bunun, daha önce dövülürken kullanılan kırbaç olduğunun farkına vardı. Üzerine dikenli bir şeyler sarılmış olmalıydı, yelpaze şeklinde bir de kuyruğu vardı. Sadece küçük bir kısmını görmüştü, bu kadarı bile fazlasıyla yeterliydi.

Sırtı onlarca kırbaç iziyle doluydu ve o şeyin yere sürtünürken çıkardığı sesi duymak onu aniden paniğe sürükledi. Bir çığlık patlattı, sanki o gece atılan yüzüncü çığlıktı bu, mısır tarlalarının içine yayılıp kayboluyordu çığlığı. Başlangıçta birilerinin duymasını umut ederek yardım arayan çığlıkları zamanla yerini kimsenin yardıma gelmeyeceğini bilen birinin ızdırap dolu karmakarışık haykırışlarına bırakmıştı.

"Gitmene izin vermeyi düşünüyorum." dedi adam.

Adamın sesi bir sigara tiryakisi ya da çok bağırmaktan kısılmış gibi çıkıyordu. Aynı zamanda konuşmasında tuhaf bir pelteklik de vardı.

"Ama önce, suçlarını itiraf etmelisin."

Adam bunu dört kez tekrarladı, kadın merakla hafızasını zorladı. İtiraf edilecek bir suç işlememişti. Bildiği herkese karşı çok iyi davranan bir insandı, iyi bir anneydi, olmak istediği kadar iyi olamasa da deniyordu.

Adam kendisinden ne istiyordu?

Kadın tekrar bağırdı ve direğe doğru sırtını eğmeye çalıştı. Bunu yaparken bileklerini saran ipten küçük bir parça hissetti. Aynı zamanda ipten damlayan yapışkan kanını da hissetmişti.

"Suçlarını itiraf et." diye tekrarladı adam.

"Neden bahsettiğini bilmiyorum." diye inledi kadın.

"Hatırlayacaksın."

Bunu daha önce de söylemişti, her seferinde tekrar söylüyordu.

Kırbaç havada yay şeklinde süzülürken yumuşak bir vızıltı sesi duyuldu.

Kadın çığlık attı ve kırbaç kadını dövdükçe, direğe bağlı halde acı içinde kıvrandı.

Yeni açılan yarasından, neredeyse hissedemediği yeni kan damlaları akmaya başladı. Bunun yerine bileklerine odaklanmıştı. Son bir saatte kanı bileklerinde teri ile karışmış halde bulunuyordu. İp ve bilekleri arasında bir boşluk hissetmeyi umuyordu ve bu şekilde oradan kaçabileceğini düşündü. Aklının, içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için kaçmak istediğini hissetti.

Şırak!!!

Bu darbe direk kadının omzunda yankılandı ve feryat ederek,

"Lütfen" dedi. "Ne istersen yaparım, ne olur bırak beni!"

"İtiraf et!"

Bütün gücüyle kollarını öne doğru çekti. Omuzları acı içinde çığlık attı, bir anda bağlarından kurtulmuştu.  İp, ellerinin üst kısmını kestiği için hafif bir yanık oluşmuştu, fakat sırtı boyunca uzanan acı ile kıyaslandığında, hiçbir şey ifade etmiyordu.

Kollarını o kadar hızlı çekti ki neredeyse dizlerinin üzerine düşerek kaçış planını berbat edecekti. Fakat en ilkel içgüdülerinden fışkıran kurtulma ihtiyacı kaslarının hareketini ele geçirdi ve daha ne yaptığının farkına bile varamadan koşmaya başladı.

Sahiden serbest kaldığına inanamayarak hızla koşmaya başladı, nasıl oluyordu da o kadar uzun süredir bağlı olan bacakları hala hareket edebiliyordu. Bunu sorgulamadan edemiyordu.

Mısır tarlasını yararak koşuyordu, mısır sapları suratını tokatlıyordu. Yapraklar ve dallar sanki onun için uzanmışlardı, yaşlı pörsük parmaklar gibi yırtılmış sırtını fırçalıyorlardı. Soluk soluğa, bacağının birini diğerinin önüne atmaya odaklanmıştı. Otoyolun yakınlarda bir yerde olduğunu biliyordu. Tek yapması gereken acıyı umursamadan koşmaya devam etmekti.

Adam arkasından kahkaha atmaya başladı. Kahkaha sesi sanki yüz yıllardır mısır tarlalarının arasında saklanan bir canavardan yankılanıyor gibiydi.

Ağlanıp sızlanarak koşmaya devam etti, çıplak ayakları toprağı tokatlıyor, neredeyse çıplak vücudu çarpık mısır saplarına çarpıyordu. Göğüsleri tuhaf şekilde aşağı yukarı çalkalanıyordu, sol göğsü sutyenden fırlamıştı. Tam o anda eğer oradan canlı bir şekilde kurtulmayı başarırsa bir daha asla striptiz yapmayacağına yemin etti. Daha iyi bir iş bulacaktı, çocuklarının geçimini sağlamak için daha iyi bir yol.

Bu düşünce kafasında yeni bir kıvılcım gibi parladı ve daha kızlı koşmaya, mısır tarlasını yarmaya başladı. Koşabildiği kadar hızlı koşuyordu. Eğer koşmaya devam ederse adamdan kurtulabilirdi. Otoyol köşeyi döner dönmez karşısına çıkmalıydı, öyle değil mi?

Belki de öyle. Ama yine de orada birinin olma garantisi yok. Saat daha sabahın altısı bile değil ve günün bu saatlerinde Nebraska otoyolu bir hayli ıssız olur.

Hemen önünde, tarlanın içinde bir aralık göründü. Şafağın loş ışıkları üzerine vurdu ve kalbi otoyolu görmek için yerinden fırladı.

Tarlanın arasına daldı ve bunu yapar yapmaz bütün kuşkularına rağmen bir motor sesinin yakaştığını duydu. Büyük bir umutla uçarcasına koşmaya başladı.

Yaklaşan şeyin parıltılarını gördü ve daha da hızlı koşmaya başladı, asfaltın sıcak buharının kokusunu duyacak kadar yaklaşmıştı.

Mısır tarlasının sonuna ulaştı ve kırmızı bir kamyonetin geçmekte olduğunu gördü. Çığlık attı ve telaş içinde kollarını sallamaya başladı.

"LÜTFEN!" diye bağırdı.

Kadının dehşetine rağmen kamyon gürleyerek yanından geçti.

Kadın ağlayarak kollarını sallamaya devam etti. Belki de şoför yan aynalara bakarak onu görebilirdi.

Şırak!!

Sol dizinin arkasında keskin ve acımasız bir ağrı patladı ve kadın yere düştü.

Çığlıklar içinde tekrar ayaklarının üzerinde durmaya çalıştı fakat güçlü bir el başının arkasından kavradı ve sırt üstü sürükleyerek tekrar mısır tarlasına götürdü.

Kurtulmak için hareket etmeye çabaladı fakat bu sefer başaramadı.

O anda son bir kırbaç darbesi daha geldi. Sonunda, nihayet bilincini kaybetmişti.

Biliyordu ki, yakında, her şey son bulabilirdi; sesler, kırbaç, acı ve kısacık, acılarla dolu hayatı.

Öldürmeden Önce

Подняться наверх